Bozo, bizim ailemizde “küçük yavrum” demek.

Babaannemiz Sanuş, bize “Bozolarım” diye seslenirdi. Yıllar geçti, biz büyüdük; fakat bu kelimenin taşıdığı sıcaklık hep bizimle kaldı.

Çocukluğumuz kumaşların, renklerin ve desenlerin arasında geçti. Ailemizden gelen tekstil geçmişi, bizim için yalnızca bir meslek değil; dokunmayı, üretmeyi ve güzelliği ayrıntılarda aramayı öğrendiğimiz bir dünya oldu. Mini Bozo da iki kardeşin bu ortak hafızasından doğdu.

Geçmişten gelen ustalığı, çocukluğumuzun renkli hayal dünyasıyla bir araya getirdik. Neşeli desenler, yumuşacık kumaşlar ve uzun yıllar sevgiyle saklanacak parçalar tasarlamak istedik.

Bugün “Bozo”, yalnızca bizim çocukluğumuza ait bir sesleniş değil. Sevgiyle büyüyen, renklerin ve desenlerin içinde kendi dünyasını keşfeden bütün küçük yavruların adı.


Mini Bozo, iki kardeşin çocukluğundan bütün küçük Bozolara.

Ebrar & Kevser